Yerli edebiyatta okuduğum ilk kitaplardan birisidir Huzursuzluk. Bu kitap yaklaşık on gündür rafımda duruyordu. İlk başta elime alıp bir kaç sayfa okudum fakat kendimi veremediğimden dolayı okumayı bıraktım. Sonradan tekrar başladım Huzursuzluk kitabına. Aslında okuyunca fark ettim ki kitap hayli akıcı ilerliyor.İlk günde yaklaşık 90 sayfasını okudum zaten ikinci günde de kitap bitmişti. Sade dilde yazılmış bir kitap olarak İçinde konuşma çizgisi içeren satır yoktu ama kitapta düz yazı gibi konuşmalar vardı. Yazar bu satırları düz yazıya çevrilmiş ve iyi bir şekilde aktarmış. Tabi arada karışıklıklar oldu kimin neyi söylediği tam anlaşılmayan cümlelerde vardı. Bunlar çok azdı belki 2 belki 3 cümle böyledir.
Onun dışında kitabın konusu hakkında bir şeyler söylemek gerekirse, kitap ilginç bir konuyu işlemiş Ezidi bir kız ile Müslüman bir erkeğin aşkı hem de Mardin'de. Mardin'in seçilmesi de şaşırtıcı.Belki Türkiye'de dini çeşitliliğin en fazla olduğu yerlerden birisi. Kitapta sık sık Ezidilerden onların yaşamından, zorluklarından, yok sayılmalarından, şeytanlaştırılmalarından bahsediliyor.Ve okudukça benim bu konuya bakış açım değişmiştir. Ben dahil çoğu kişide Ezidilerin, Yezidi sanılmasından kaynaklanan bir karşıtlık vardır.Oysa onunla alakaları bile olmadığı kitapta açıkça belirtilmiş. Bununla beraber Melek Tavus denilen melekleri, Ezd dedikleri tanrıları tamamen farklı bir dünya yaşıyorlar ve bizim çok yakınımızdalar. Şengal Dağı ise onlar için kutsal sayılıyor. Kısacası IŞİD zulmünden kaçan, hayatta kalmaya çalışan Ezidilerden bir kızın Müslüman biriyle olan sevdasından bahsediliyor tabi edebi bir dille. Kitapta yine karşılaşacağınız farklı boyutlarda var. Tamamen içerik hakkında bilgi vermek istemem ama Amerika'dan bahsediliyor, ırkçılıktan bahsediliyor, Müslümanlardan bahsediliyor, sözde cihatçılardan bahsediliyor her konuda bir şeyler bulabileceğiniz güncel bir kitap.
Kitabın karakterlerine gelirsek kitap bize Mardinli gazeteci İbrahim tarafından aktarılıyor. Gazetecinin Mardinli olması zaten olayların gün yüzüne çıkmasına yol açıyor. İbrahim tamamen memleketinden uzak kalmış ve bu yüzden pişmanlıklar duyan birisi. Hatta doğu ile batı karmaşası yaşadığı iç dünyasına dair tahlilleri var. Kitabın asıl karakterleri ise Hüseyin ile Meleknaz birbirini seven iki genç. Meleknaz Ezidi ve IŞİD'den kurtulmuş mülteci çadırlarında yaşayan, çocuğu olan bir kadın .Hüseyin ise tamamen merhamet ve iyilikle mülteci çadırlarına yardım için giden birisi. Zaten kitapta Hüseyin'in ölümü ile başlıyor bundan dolayı doğrudan Hüseyin'in ağzından cümlelerle karşılaşmıyoruz. Kitapta İbrahim ile konuşan kişiler var. Olayları anlatan Hüseyin'in kız kardeşi, anası, abileri, Ezidi kızın arkadaşı, şeyh, Gabriel gibi yan karakterler. Olayı onların anlatımıyla dinliyoruz. Her birinin anlattıkları birbirini tamamlıyor ve güzel bir olay örgüsü ortaya çıkarıyor. Kitabın sonlarına doğru ise İbrahim'in arayışlarına tanık oluyoruz. Diyeceğim odur ki kitap gayet akıcı, konusu güzel, ilginç ve zevkle okunabilir.
''Her insanın içinde iyi ve kötü, yan yana durur.
Hangisini beslersen o galip gelir.''
''Ben bir insandım!''
Onun dışında kitabın konusu hakkında bir şeyler söylemek gerekirse, kitap ilginç bir konuyu işlemiş Ezidi bir kız ile Müslüman bir erkeğin aşkı hem de Mardin'de. Mardin'in seçilmesi de şaşırtıcı.Belki Türkiye'de dini çeşitliliğin en fazla olduğu yerlerden birisi. Kitapta sık sık Ezidilerden onların yaşamından, zorluklarından, yok sayılmalarından, şeytanlaştırılmalarından bahsediliyor.Ve okudukça benim bu konuya bakış açım değişmiştir. Ben dahil çoğu kişide Ezidilerin, Yezidi sanılmasından kaynaklanan bir karşıtlık vardır.Oysa onunla alakaları bile olmadığı kitapta açıkça belirtilmiş. Bununla beraber Melek Tavus denilen melekleri, Ezd dedikleri tanrıları tamamen farklı bir dünya yaşıyorlar ve bizim çok yakınımızdalar. Şengal Dağı ise onlar için kutsal sayılıyor. Kısacası IŞİD zulmünden kaçan, hayatta kalmaya çalışan Ezidilerden bir kızın Müslüman biriyle olan sevdasından bahsediliyor tabi edebi bir dille. Kitapta yine karşılaşacağınız farklı boyutlarda var. Tamamen içerik hakkında bilgi vermek istemem ama Amerika'dan bahsediliyor, ırkçılıktan bahsediliyor, Müslümanlardan bahsediliyor, sözde cihatçılardan bahsediliyor her konuda bir şeyler bulabileceğiniz güncel bir kitap.
Kitabın karakterlerine gelirsek kitap bize Mardinli gazeteci İbrahim tarafından aktarılıyor. Gazetecinin Mardinli olması zaten olayların gün yüzüne çıkmasına yol açıyor. İbrahim tamamen memleketinden uzak kalmış ve bu yüzden pişmanlıklar duyan birisi. Hatta doğu ile batı karmaşası yaşadığı iç dünyasına dair tahlilleri var. Kitabın asıl karakterleri ise Hüseyin ile Meleknaz birbirini seven iki genç. Meleknaz Ezidi ve IŞİD'den kurtulmuş mülteci çadırlarında yaşayan, çocuğu olan bir kadın .Hüseyin ise tamamen merhamet ve iyilikle mülteci çadırlarına yardım için giden birisi. Zaten kitapta Hüseyin'in ölümü ile başlıyor bundan dolayı doğrudan Hüseyin'in ağzından cümlelerle karşılaşmıyoruz. Kitapta İbrahim ile konuşan kişiler var. Olayları anlatan Hüseyin'in kız kardeşi, anası, abileri, Ezidi kızın arkadaşı, şeyh, Gabriel gibi yan karakterler. Olayı onların anlatımıyla dinliyoruz. Her birinin anlattıkları birbirini tamamlıyor ve güzel bir olay örgüsü ortaya çıkarıyor. Kitabın sonlarına doğru ise İbrahim'in arayışlarına tanık oluyoruz. Diyeceğim odur ki kitap gayet akıcı, konusu güzel, ilginç ve zevkle okunabilir.
''Her insanın içinde iyi ve kötü, yan yana durur.
Hangisini beslersen o galip gelir.''
''Ben bir insandım!''
Yorumlar
Yorum Gönder