A. KIDEM TAZMİNATI
Kıdem tazminatı, iş sözleşmesinin sona erme
biçimine göre ve çalışılan süre dikkate alınarak, işçinin son ücreti tutarına
göre işverene ödenen paradır.
İşçilerin gelir ve iş güvencesini sağlayıcı,
gereksiz işten çıkarılma işlemlerinin işçi aleyhine doğurduğu sonuçları
giderici bir kurum olduğu ve bu yolla işçilerin işlerine gereksiz sebeplerle
son vermesinin önüne geçmesi düşünülen yöntemdir.
Kıdem tazminatı işçinin işine ve işyerine
bağlılığının karşılığıdır. – Yargıtay
Kıdem tazminatının bir tazminat niteliği taşıyıp
taşımadığı tartışmalıdır. Tazminat zararı karşılığıdır ancak kıdem tazminatını
koşulları taşıyan zarara uğramayan işçi de alabilir.
Kıdem tazminatı kendine özgü bir kurum olarak
kabul edilmektedir.
1. KIDEM TAZMİNATINI SAĞLAYAN
KOŞULLAR
-
A. İŞ
KANUNU KAPSAMINDA OLMA
·
İş kanunu kapsamında bulunmayan kişiler iş
sözleşmesi ile çalışıyor olsa dahi kıdem tazminatından yararlanamazlar. İş kanununa tabi olsa bile süreksiz bir işte
çalışanlar da kıdem tazminatından yararlanamazlar.
·
İşçinin kamu veya özel kesim işyerinde çalışması
da İş Kanunu kapsamında olması bakımından fark yaratmaz.
-
B. İŞ
SÖZLEŞMESİNİN SONA ERMESİ
·
İş sözleşmesinin işçinin ölümü, işçi ya da
işverenin feshi ile sona ermesi gerekir.
o
İşçinin Ölümü
·
İşçinin ölmesi ile iş sözleşmesinin sona ermesi
halinde kıdem tazminatı mirasçılarına ödenir. Mirasçılardan ise sadece kanuni
mirasçılara ödeme yapılır. Ancak işçi kıdem tazminatını hak etmiş ancak daha
sonra sözleşme fesih ile sona ermişse atanmış mirasçılarda buna hak
kazanabilir.
o
İşçi Tarafından Fesih Halleri
·
İşçi sözleşmesini madde 24 sebepleri ile
feshederse kıdem tazminatına hak kazanır.
·
Emekli
Aylığı veya Toptan Ödeme Alma Sebebiyle Fesih : Bağlı bulundukları
kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı ya da toptan
ödeme almak amacıyla iş sözleşmesini fesheden işçilere işveren kıdem tazminatı
ödemekle yükümlüdür. Fesheden işçi, SGK’ya başvurduğunu belgelemek zorundadır. İşverenin
kıdem tazminatı ödeme yükümlülüğü, işçinin SGK’ya başvurduğu belgesinin
işverene verilmesiyle başlar.
·
Emeklilikle
Bağlantılı Fesih: Öngörülen yaşlar dışında kalan diğer koşulları
sağlayanlar, sigorta süresini (15 yıl) ve prim ödeme gün sayısını (3600 gün) tamamlayarak
kendi isteği ayrılan işçilere kıdem tazminatı ödenir. Yaşı tamamlamayan ancak kıdem tazminatına hak
kazanan işçiye yaşlılık aylığı yaşını tamamlandığında bağlanır. İşçinin
tazminatı aldıktan sonra başka bir işte çalışmasında bir sakınca yoktur. Sadece
hakkın kötüye kullanılması yasağına ilişkin araştırma yapılabilir.
·
Evlilik
Nedeniyle Fesih: Kadın işçinin evlendiği tarihten itibaren 1 yıl içinde
kendi isteği ile iş sözleşmesini sona erdirmesi halinde işveren kadın işçiye
kıdem tazminatını ödemelidir. Bu husus dürüstlük kuralına aykırı
kullanılmamalıdır.
·
Muvazzaf
Askerlik Nedeniyle Fesih: Bu nedenden ötürü sözleşmesini fesheden
işçiye işveren kıdem tazminatı ödeyecektir. Feshe başvuranın işçi veya işveren
olması, askerlik süresinin uzun veya kısa olması tazminatın ödenmesini
etkilemez. Ancak fesih tarihi ile askerlik arasın normalden uzun süre varsa
işveren kıdem tazminatı ödenmez.
·
Emeklilik, askerlik ve evlilik nedeniyle
yapılacak feshin süreli fesih olması yerinde olacaktır. (Yargıtay doktrindeki
bu yaygın görüşe katılmamaktadır. Belirli süreli iş sözleşmesinin bu sebeplerle
feshinde de bildirim süresinden önce gerçekleştirilen fesih haksız fesih
niteliği taşır ve işçi işverenin zararını ödemek zorunda kalabilir.
·
İşçi
Kuruluşu Yöneticisi Olma Nedeniyle Fesih: İşçi kuruluşuna yönetici
olarak seçilen ve işinden ayrılan işçinin iş sözleşmesi bu sürede askıda kalır.
İşçi bu durumda bildirim sürelerine uymadan fesih hakkını kullanırsa yine kıdem
tazminatına hak kazanır.
o
İşveren Tarafından Fesih Halleri
·
Süreli
Fesih: İşçinin süreli feshinde kıdem tazminatı ödenmez. İşverenin madde
17’ye göre sözleşmeyi fesih halinde kıdem tazminatı ödenir. Bildirim sürelerine
ait ücret peşin ödense bile işçi kıdem tazminatını alabilir.
·
Derhal
Fesih: İşveren sözleşmeyi, 25/1-3 ve 25/4 maddelerindeki sebeplerle
feshederse işçiye kıdem tazminatı ödemek zorunda kalır. Ahlak ve iyi niyet
sebebiyle fesihlerde ise kıdem tazminatı ödeme zorunluluğu yoktur.
·
Kanun dışı grev halinde, işveren greve katılan
işçilerin iş sözleşmelerini haklı nedenle feshedebilir. Bu durumda kıdem
tazminatı da ödenmez.
-
C. ÇALIŞMA SÜRESİ – KIDEM
·
Kıdem tazminatına hak kazanmanın son koşulu,
işçinin işyerinde en az 1 yıl çalışmış olmasıdır. Bir yıllık süre fiili
çalışılan süre ile hastalık, izin gibi halleri de kapsar. Devamsızlığın makul
süreyi aşması halinde ise kıdem hesabına bu süreler dahil edilmez.
·
Kıdemin başlangıcı, işçinin fiilen başladığı
tarihtir. İşçi işe başlamaya hazır olarak işverenin emrine girmişse yine kıdem
süresi başlamış olacaktır.
·
Kıdemin sona erme tarihi,
o
Süreli fesihte bildirim süresinin sona erdiği
tarih,
o
Derhal fesihte fesih bildiriminin karşı tarafa
ulaştığı tarih,
o
İşçinin ölümünde ise ölüm tarihi,
o
Hakkında işe iade kararı verilen işçinin,
işverenin işe almadığına dair bildirimini aldığı tarih,
o
Hakkında işe iade kararı verilen işçinin işe
başvurmaması halinde ilk fesih tarihi,
o
İşe iade davasının reddi halinde fesih
tarihidir.
·
Grev ve lokavt süresince iş sözleşmeleri askıda
olduğu için kıdem hesabına dahil edilmez.
·
1- İş
Sözleşmesinin Aralıklarla Yapılması: İşçinin aynı işyerinde sürekli
veya aralıklı çalışmalarının toplamı çalışma süresi içinde kabul edilir. Aynı
işverene ait farkı işyerlerinde çalışma durumunda da süreler hesaba dahil
edilir. Kıdem tazminatı alarak ayrıldığı işyerine tekrar işçi için tasfiye
edilen önceki dönem tazminatı artık ödenmez.
·
İşçinin kıdeme neden olmayacak şekilde işten
ayrılması ve daha sonra yine aynı işyerinde işe başlaması durumunda kıdem
tazminatının süresi konusu tartışmalıdır. İşveren işçinin istifa ile işten
ayrıldığını kanıtlayamıyorsa hizmet sürelerini birleştirerek kıdem tazminatı
ödemelidir. -Yargıtay- Önceki iş sözleşmesi kıdeme neden olmayacak şekilde sona
ermiş olsa dahi işçinin yeniden aynı işverenle çalışması durumunda kıdem süresi
önceki de dahil edilerek koşulsuz hesaplanmalıdır.
·
Zincirleme iş sözleşmesi ile çalışan işçinin iş
sözleşmesi süre sonunda yenilenmese dahi diğer koşullar gerçekleşirse kıdem
hakkı doğar.
·
2-
İşyerinin Devri – İşverenin Değişmesi – Birleşme Halleri: İşyerinin
devri veya mirasçılara geçmesi, geçici veya sürekli olarak el değiştirmesi
işçinin kıdemini etkilemez. Ara verilmeden kıdem devam eder.
·
İşyerlerinin birleşmesi veya hukuki niteliğinin
değişmesinde de kıdem süresi etkilenmeksizin devam eder.
·
Devreden ve devralan işverenlerin birlikte sorumluluğu
işlemiş kıdem tazminatları içindir.
·
Devir anında muaccel hale gelmeyen kıdem
tazminatı için devralan sorumludur. İşçi kıdem tazminatını, son ücreti
üzerinden ve devreden işverenle çalıştığı süreyi de dahil ederek devralandan
isteyecektir.
·
Devralan tazminatı ödeyecek ancak devreden
işveren dönemine ilişkin sürede, devir anındaki ücrete göre, devreden işverene
rücu edebilecektir.
·
Değişen alt işverenlere rağmen işçinin çalışmaya
devam etmesi doktrinde işyeri devri olarak nitelendirilir. Bu durumda da işçi
kıdem tazminatını son alt işverenden talep edecek ve son alt işveren önceki
döneme ilişkin kıdem tazminatını devreden alt işverenden rücu edebilecektir.
·
Bundan bağımsız olarak asıl işverende kıdem
tazminatında alt işverenle birlikte sorumludur.
·
3-
Değişik Kamu Kuruluşların Çalışma: Bu durumda da hizmet süreleri
toplanarak kıdem tazminatı hesaplanır. İşçilerin statülerinin hizmet süresi
içinde değişmesi dikkate alınarak kıdemleri hesaplanmalıdır.
·
Kıdem tazminatı ödenecek haller sadece yaşlılık,
malullük veya toptan ödeme almak amacıyla gerçekleştirilen fesihlerde söz
konusudur.
·
İşçi memuriyette geçmiş dönem için ikramiye
almışsa bu dönem kıdem hesabına katılmaz.
·
Alt işverenle yapılan sözleşme kıdeme hak
kazanacak şekilde sona ermişse, işçinin kıdemi çalıştığı süreler esas alınarak
hesaplanır ve son kamu kuruluşunca banka hesabına ödenir.
·
Kıdemi ödeyen kamu kuruluşu alt işverene,
yaptığı ödeme uyarınca rücu edebilir.
·
4-
Çalışma Süresinin Hesabına Dair Özel Durumlar:
o
Mevsimlik işlerde, yapılan iş sözleşmelerinde
mevsim sonunda sözleşme sona ermeyip, sonraki mevsim başına kadar askıda
kaldığı kabul edilir. Dolayısıyla mevsimlik işlerde askı süreleri kıdem
tazminatı hesabına dahil edilmez.
o
Kısmi süreli çalışmalarda, kıdem tazminatı
hesabına esas hizmet süresinin belirlenmesinde, iş sözleşmesinin başlangıcı ile
sona ermesi arasındaki çalışılan veya çalışılmayan gün ayrımı yapılmaksızın
sadece kısmi çalışılan değil başlangıç ve sona erme süreleri kıdeme esas
oluşturmalıdır.
o
Çalışma yaşından önceki yaşlarda yapılan
çalışmalar kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmaz. (çalışma yaşı 15)
o
Askerlik
Borçlanması: Kamu kurumlarında çalışan işçilerin borçlanılan askerlik
süresinin kıdemden sayılacağı, buna karşın özel sektörde çalışan işçilerin
borçlanılan askerlik sürelerinin kıdemden sayılmayacağı yönünde Yargıtay
kararları vardır.
o
Sigorta
Bildiriminden Önceki Çalışma: İlk görüş, süresi içinde sigorta
bildirilmemişse ve işçide kendini bildirmemişse, kıdemin hesabına alınmaz.
Diğer görüşe göre ise, işçi bildirilmemiş olsa dahi bu dönem de hesaba dahil
edilmelidir. (Yargıtay)
o
Art Arda
Yapılan Sözleşmelerde: Çalışma devam ederken işçiye kıdem ödenmesi halinde,
önceki dönem tasfiye edilmiş olmasına rağmen işçinin çalışması ara vermeden
sürdürülmüş ise, bu durumda işçinin tazminatı kıdem süresi üzerinden son ücreti
uyarınca hesaplanır, bu süreden önceli dönem ödemeleri mahsup edilir.
o
Uzun
Süreli Raporlarda: Makul ölçüyü aşan sürelerin hesaba dahil edilmeyeceğini
kabul ederken, son yıllarda ölçüyü madde 25/1-b’deki süreyi kabul etmiştir.
·
5-
Gazeteciler ve Gemi Adamları: Gazeteciler meslekte en az 5 yıl
çalışmaları halinde kıdem tazminatına hak kazanırlar. Gemi adamları ise aynı
işverenin gemilerinde 1 yıl çalışması halinde kıdem tazminatına hak kazanırlar.
2. KIDEM TAZMİNATININ
HESABI
·
İşçiye her geçen tam yıl için işverence 30
GÜNLÜK ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir.
·
Söz konusu süre nispi emredicidir. Taraflar
aksini kararlaştırabilir.
·
Günlük giydirilmiş ücret x çalışma süresi x 30 =
kıdem tazminatı
·
Esas alınması gereken ücret geniş anlamda
ücrettir. Nakden ödenen ücretle birlikte, sözleşme veya kanunla sağlanmış ve
para ile ölçülebilen sosyal yardım niteliğindeki diğer menfaatlerde göz önünde
tutulur.
·
Prim, ikramiye, yemek, giyim gibi sağlanan
menfaatler ancak sürekli bir nitelik taşıyorsa hesaba dahil edilir.
·
Fazla çalışma ödemeleri arızi nitelikte olduğu
için ve işyerinde kullanılan sabun, havlu gibi bedeller kıdem hesabına dahil
edilmez.
·
Kıdem hesabı işçinin son aldığı günlük brüt
ücret üzerinden yapılır.
·
Belirli dönemleri kapsayan ücret eklentileri
şeklindeki ödemelerde ise iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten önceki 1 yıl
içinde ödenmiş tutar esas alınır.
·
İşçiye parça başı, akort veya yüzde usulü gibi
sabit olmayan ücret ödendiğinde, son 1 yıllık sürede ödenen ücretin, bu sürede
çalışılan günlere bölünmesi ile bulunacak ortalama ücret, kıdem tazminatı
hesabına esas alınır. Bir yıl içinde işçi ücretine zam yapılırsa, tazminata
esas olan ücret, işçinin işten ayrılma tarihi ile zammın yapıldığı tarih
arasında alınan ücretin aynı sürelerde çalışılan günlere bölünmesiyle bulunur.
·
Aynı kıdem süresi içinde birden fazla ödeme
yapılamaz.
·
Kanuna veya verdiği yetkiye dayanılarak kurulan
kamu kurum ve kuruluşlarında çalışıp hakkında İş Kanunu uygulanan personel ile
sözleşmeli personele yapılan kıdem tazminatı niteliğindeki ödemelerinde kıdem
tazminatı sayılacağı kabul edilmiştir.
3. KIDEM TAZMİNATI TAVANI ve ÖDENMESİ
·
Kıdem tazminatının yıllık tutarı, en yüksek
devlet memuruna göre bir hizmet yılı için ödenecek en yüksek emeklilik
ikramiyesini geçemez.
·
Kıdem tazminatı yıllık tavanının üzerindeki
kıdem tazminatı karara bağlanamaz.
·
İşçi tavanı aşacak biçimde kıdem tazminatı talep
edemez. İşverenin tavanı aşacak şekilde ödeme yapması için engel yoktur.
·
Kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin
toplamı üzerinden ödenecek kıdem tazminatının hesabında Emekli Sandığına tabi
geçecek hizmet sürelerine ait olan kısım için ödenecek tutar yaşlılık ve
malullük aylığının başlangıç tarihinde Emekli Sandığı hükümlerine göre
emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktardan fazla olamaz.
·
Kıdem tazminatının borçlusu işveren, alacaklısı
işçidir. İşçinin ölümü halinde koşulları varsa mirasçılara ödenir.
·
Kural olarak kıdem tazminatı sözleşme sona
erdiği gibi derhal ödenmelidir.
·
Ödeme zamanı sözleşmenin sona erme şekline göre
değişir.
·
Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi
bakımından faiz öngörülmüştür. Kıdem tazminatının ödenmemesi durumunda açılacak
davada hakim, gecikme süresi için mevduata uygulanan en yüksek faizin
ödenmesine karar verir.
·
Faiz yürütülecek dönem, kıdem ödenmesine neden
olayın işverence öğrenilmesi ile ödeme tarihi arasında geçen süredir. İşçinin
gecikmiş ödemeyi faiz alacağı için ihtirazı kayıt ileri sürmeden alması halinde
artık faiz alacağı talep edilmez.
·
İşçi kıdem tazminatını taksitle ödenmesini kabul
etmişse, artık işçinin faiz talebinden vazgeçtiği kabul edilir. İade kararına
rağmen işe başlatmayan işverenin ödeyeceği kıdem tazminatına yürütülecek faizin
başlangıcı ise işe başlatmama tarihidir.
·
Ödenecek kıdem tazminatının tamamı gelir
vergisinden muaftır. Kıdem tazminatı prime esas kazanca da tabi değildir. Kıdem
tazminatı damga vergisine tabidir dolayısıyla damga vergisi düşülerek ödenmelidir.
·
Kıdem tazminatını talep hakkı 10 yıllık
zamanaşımını tabidir.
·
İşveren kıdem tazminatından doğan borç ve
sorumluluğunu şahıslara veya sigorta şirketlerine sigorta ettiremez.
B. ÖLÜM TAZMİNATI
·
TBK madde 440: Sözleşme, işçinin ölümüyle
kendiliğinden sona erer. İşveren, işçinin sağ kalan eşine ve ergin olmayan
çocuklarına, yoksa bakmakla yükümlü olduğu kişilere, ölüm gününden başlayarak
bir aylık; hizmet ilişkisi beş yıldan uzun bir süre devam etmişse, iki aylık
ücret tutarında bir ödeme yapmakla yükümlüdür.
·
İş sözleşmesinin türü ölüm tazminatı hakkında
değişiklik sebebi değildir. Bu tazminat mirasçılara değil kanunda belirtilen
kişilere ödenir. Bu tazminatın ödenmesinde kıdem koşulu da söz konusu değildir.
·
Bu tazminat TBK, İş Kanunu, DİK tüm işçilerine
uygulanır. BİK bu husus ayrıca düzenlenmiştir.
C. ÇALIŞMA BELGESİ
·
İşveren tarafından işçiye çalışma belgesi verme
zorunluluğu vardır. İşçi talep ettiği takdirde işveren çalışma belgesi vermek
zorundadır. İşçinin kolay iş bulmasını sağlamayı amaçlayan bu belge ile yeni
işveren de bilgi edinmektedir.
·
İşveren işçi talep ettiği takdirde bu belgeyi
vermekten kaçınamaz. Belgenin eksik veya yanlış bilgiler içermesinden dolayı
işçi veya yeni işveren zarara uğrarsa, bu zararı eski işverenden talep edebileceklerdir.
·
İşinden ayrılan gemi adamına da işveren veya
vekili çalışma süresinin gösteren belge vermekle yükümlüdür. Liman başkanlığına
bu belge onaylatılabilir.
·
Bonservis, işçinin işyerindeki tutumu, çalışması
ve benzeri hususlarda kişisel bazı bilgiler bulunduran belgedir.
·
İşverenler işten ayrılan işçiler için ayrıca
işten ayrılma bildirgesi de vermelidir.
D. İBRANAME
·
İşveren iş yerinden ayrılan işçiden ücret,
ikramiye gibi bütün alacaklarını aldığına başka bir alacağının kalmadığına dair
ibraname adını taşıyan belge almaktadır. Belge ile işveren işçi tarafından ibra
edilmiş olmaktadır.
·
İbraname işçinin haklarının işverende
kalmadığının, işçi tarafından tanındığını gösterir bir belgedir. Delil niteliği
bulunan bir belgedir.
·
İşçi işverende alacağı olduğunu düşünüyorsa
belgeyi imzalamayabilir veya çekince koyabilir.
·
TBK madde
420/2 : İşçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması,
ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık
sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça
belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları
taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür.
·
Yargıtay, ibranamenin düzenlenmesi için fesih
tarihinden itibaren 1 AYLIK sürenin geçmesi koşulunu aramaktadır.
·
İş ilişkisi devam ederken düzenlenen ibraname
geçersizdir. Ancak Yargıtay bu belgenin makbuz niteliğini taşıyacağını kabul
etmektedir.
·
Banka ile ödeme zorunlu olmakla beraber, banka
dışı yollarla yapılan ödemelerde borç, tamamen veya kısmen ifa yoluyla sona
ermiş olacaktır.
·
Soyut bircimde işverenden hiçbir alacağının
kalmadığına dair ifadeler taşıyan ibranameler geçersizdir. İbranamenin geçerli
olması için ücret, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, yıllık izin
ücreti gibi hakların teker teker, açık ve kesin bir biçimde olması şarttır.
Salt miktar içeren ibranamelerin makbuz niteliği taşıdığı ve kısmi ödeme
sayıldığı kabul edilir. -Yargıtay-
·
İhbar ve kıdem tazminatı alındığına dair
ibraname imzalanmışsa artık tazminatların geç ödenmesinden dolayı faiz talep
edilemez. -Yargıtay-
E. CEZAİ ŞART
·
Cezai şart teminat ama aynı zamanda ceza ve
tazminat niteliği taşıyan bir uygulamadır.
·
Cezai şart ile alacaklının hukuki durumunu güçlendirme
amacı ile birlikte borcun ifasını sağlama amacı sağlamaktadır.
·
Sözleşmenin süresinden önce sona ermesi ve
haksız feshi halinde taraflardan birinin diğerine ödeyeceği biçimindeki cezai
şart kabul edilmektedir.
·
Tek taraflı işçi aleyhine getirilen cezai
şartları geçersiz kılmaktadır. Cezai şart iki taraflı olmasına rağmen işçinin
ödeyeceği miktarın işverenden fazla olması halinde de düşük olan miktarın işçi
bakımından da kabul edileceği belirtilmiştir.
·
Eğitim karşılığı cezai şart uygulamasında, işçi,
işverence kendisine sağlanan eğitimin karşılığı olarak belirli bir süre çalışma
ya da belirlenen süreden önce işten ayrılırsa eğitim giderlerini ödeme
olasılıkları ile karşı karşıyadır.
·
Haklı bir neden olmaksızın iş sözleşmesini
fesheden işçinin aleyhine tek taraflı olarak cezai şart getirilmesi menfaatler
dengesine uygundur. (eğitim giderleri) Çünkü cezai şartın karşılığı, önceden
yapılmış harcamalardır. Yargıtay’da bu durumu uygun bulmaktadır.
·
Eğitim karşılığı yapılan masraflar o işçiye özgü
olmalı ve yazılı delille ispatlanmalıdır.
·
Eğitim döneminde işçinin aldığı ücret ve zorunlu
iş sağlığı ve güvenliğine yönelik harcamalar işçiden istenemez.
·
Taraflar karşılıklı cezai şart
belirleyebilirler. Kural olarak tek
taraflı işçi aleyhine düzenlenen cezai şartlar geçersizdir. İki taraflı belirlenen cezai şart işçi
aleyhine eşitsizlik olması cezai şartı hükümsüz kılmaz, işçinin yükümlülüğü
işverenin sorumlu olduğu miktar ve hallerle sınırlıdır.
·
İkale ile sözleşmenin sona ermesinde ise cezai
şarta hükmedilmeyecektir.
·
Sözleşmenin süresinden önce feshedilmesine
yönelik cezai şart ise iş sözleşmesinin belirli süreli veya asgari süreli
olması aranacaktır.
·
Belirli iş sözleşmesi yapılması ve cezai şart
kararlaştırılması halinde, sözleşmenin belirsiz süreli olduğu ve sözleşmeye
dair cezai şartın geçersiz olduğu sonucuna varır. -Yargıtay-
·
Uzun süre çalıştıktan sonra iş sözleşmesinin
feshi halinde cezai şartın tamamının ödenmeyeceği, çalışılan ce çalışılmayan
süreler uyarınca orantı yapılarak indirime gidilmesi gerekir. Hakim aşırı
gördüğü cezai şartı da kendiliğinden indirebilir.
F. REKABET YASAĞI
·
İşçinin iktisadi geleceği işverenle rekabet
etmeme borcu çerçevesinde değerlendirilmekte, borç sözleşmenin devamı ve
sözleşmenin sona ermesinden sonra olmak üzere ikili ayrıma tutulmuştur.
·
Sözleşmenin devamı sırasında, işçinin işverene
rakip bir işi yapması ve aynı işi yapan başka işyerinde çalışması kural olarak
mümkün değildir. Sadakat borcu kapsamında olumsuz edim söz konusu.
·
Sözleşmenin sona ermesinden sonra ise işçinin
eski işvereni ile rekabet etmeyeceğini kararlaştırmaları mümkündür. Bu yasak
TBK’da düzenlenmiştir. Taraflar rekabet yasağı sözleşmesini ivazlı veya ivazsız
biçimde düzenleyebilir. Ancak işçinin ekonomik geleceği tehlikeye
düşürülmemeli.
·
Sözleşmenin adi yazılı yapılması geçerlilik
koşuludur. Bunun dışında bazı şartlarda konulmuştur.
·
Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi
işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları işverenin yaptığı işler hakkında
bilgi edinme imkanı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması
işvereni zarara sokuyorsa geçerli olacaktır.
·
Rekabet yasağı kaydının sınırlandırılması
zorunludur. İşçinin ekonomik geleceği hakkaniyete aykırı biçimde tehlikeye
düşürülmemelidir. Süresi özel koşullar hariç 2 yılı geçemez.
·
Hakim aşırı nitelikteki rekabet yasağını
sınırlandırabilir. Kayıt irade fesadı denetimine tabidir.
·
Rekabet yasağı kural olarak sürenin bitimi ile
sona erer. İşverenin yasağın devamında yararının olmadığının belirlenmesi ile,
sözleşme haklı sebep olmaksızın işveren tarafından veya işverenden kaynaklanan
sebeple işçi tarafından feshedilebilir. Aynı zamanda işçinin ölümü ve anlaşma
ile de sözleşme sona erebilir.
·
Sözleşmede cezai şart kararlaştırılmışsa,
işveren zararını kanıtlamadan cezai şartı talep edebilir. Cezai şart yine
oranlamaya veya indirime tabi tutulabilir.
·
Cezai şartı fahiş ise hakim kendiliğinden
indirebilir.
·
Rekabet yasağına ilişkin davalar görevli mahkeme
asliye ticaret mahkemesidir. -Yargıtay-
MADDE 444- Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı,
sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten,
özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede
çalışmaktan veya bunların dışında, rakip
işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı
yazılı olarak üstlenebilir.
Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya
üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı
sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir
zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.
MADDE 445- Rekabet yasağı,
işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek
biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar
içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz.
Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları
serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de
hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi
bakımından sınırlayabilir.
MADDE 446- Rekabet yasağına
aykırı davranan işçi, bunun sonucu olarak işverenin uğradığı bütün zararları
gidermekle yükümlüdür.
Yasağa aykırı davranış bir ceza koşuluna bağlanmışsa ve sözleşmede aksine
bir hüküm de yoksa, işçi öngörülen miktarı ödeyerek rekabet yasağına ilişkin
borcundan kurtulabilir; ancak, işçi bu miktarı aşan zararı gidermek zorundadır.
İşveren, ceza koşulu ve doğabilecek ek zararlarının ödenmesi dışında,
sözleşmede yazılı olarak açıkça saklı tutması koşuluyla, kendisinin ihlal veya
tehdit edilen menfaatlerinin önemi ile işçinin davranışı haklı gösteriyorsa,
yasağa aykırı davranışa son verilmesini de isteyebilir.
MADDE 447- Rekabet yasağı,
işverenin bu yasağın sürdürülmesinde gerçek bir yararının olmadığı
belirlenmişse sona erer.
Sözleşme, haklı bir sebep olmaksızın işveren tarafından veya işverene
yüklenebilen bir nedenle işçi tarafından feshedilirse, rekabet yasağı sona
erer.
Yorumlar
Yorum Gönder