Kitabın Adı: Kürk Mantolu Madonna
Kitabın Yazarı: Sabahattin Ali
Türü: Edebiyat / Roman
İlk Yayınlanma Tarihi :1943 - Remzi Kitabevi
Yayınevi : Yapı Kredi Yayınları
Basım Yılı: Nisan 2018
Evet, geldik son zamanların en popüler kitaplarından biri olan Kürk Mantolu Madonna'yı incelemeye. Bir kaç kitapla birlikte bu kitabı da aldım ve aralarında en son okumayı planladığım kitap oldu nitekim en son da bu kitabı okudum. Kitabın bu kadar beğenilmesinden dolayı sona bırakmayı tercih ettim. Edebiyat okumaya da yeni başladığım için kitabın anlattığı meseleyi oldu bittiye getirmek istemedim.
Öncelikle bahsedildiği kadar güzel ve popüler olması boşuna değilmiş. Kitap, çevirmen olarak çalışan Raif Efendi etrafında şekilleniyor. İlk sayfalarda Raif Efendiyi toplumun dışlamış olduğunu düşünebiliriz ancak sayfalar ilerledikçe Raif Efendinin kendisinin, yaşadıklarının buna neden olduğunu anlıyoruz. Gerçi hayat hikayesini anlattığı kısımlardan da anladığımız gibi aslında kendisinin gençliğinden beri sakin, mütevazi, dünyadan uzak, herkesten farklı bir insan olarak yansıttığı ortada. Ancak bu sakinlik ve mütevazilik onda böyle birisi olduğu için beklentiye girmemiş bir hal kazandırıyor. Kendi halinde ve tek başına bir insan olarak sadece hayatının sonlanmasını bekleyen biri gibi görevlerini eksiksiz ve gerektiği gibi yerine getiriyor. Ancak iş arkadaşlarından birinin hayatına girmesi ve kendisinin artık ölüme yaklaştığını hissettiğinden olsa gerek tuttuğu defterden hayatının asıl anlam kazanan olayını ve Maria Puder'i öğreniyoruz.
Raif Efendinin cansız bir portreye karşı bu kadar duygu hissetmesi ve o kişinin gerçek olmasını hayal etmesi aslında ne kadar yalnız olduğunu ve kendisini kimseye anlatamadığını veya anlamadıklarını hissettiriyor. Portredeki kişiye o kadar bağlanmışken gerçeğini bile ilk başta fark etmemesi ise Raif Efendinin temiz sevgisinin bir kanıtı gibi.
Ve gerçek kişi Maria Puder, hayatta kimsenin karşılıksız sevgi beslemeyeceğine o kadar inanmış bir kişi olarak Raif Efendinin sevgisinin gerçekliğine inanmıyor. Ancak bir arada geçirdikleri aylar içinde büyük bir dirençle sevgiyi kabullenmese de hastalığından sonra Raif Efendinin o masum ve temiz sevgisinin, aşkının gerçekliğine inanıyor. Daha sonra Raif Efendinin ülkesinde döndükten sonra hep kendisini de yanına çağırmasını beklerken hayatı sona eriyor. Yıllar boyunca Maria'dan haber alamayan Raif Efendi hayatına devam ediyor. Evleniyor, çocukları oluyor.
Raif Efendi mütevazi kişiliği ve samimi aşkı ile iyi bir insan. Ancak hala Maria Puderi severken yeni bir evlilik yapması ve hayattan tamamen kendini soyutlaması eleştirilmesi gereken bir durum. En azından yıllar geçse de hala Maria Puder'e olan aşkını ölümüne kadar hissederken evdeki diğer insanlara ve özellikle eşine karşı bulunduğu durum sorgulanmalıdır. Özellikle kayınbiraderleri ve diğer insanların umarsız davranışları yanlıştır.
-''Ne gibi?''
-''Yani... Yalnız işte... Kimsesiz... Ruhen yalnız... Nasıl söyleyeyim... Öyle bir haliniz var ki...''
-''Anlıyorum, anlıyorum... Tamamen yalnızım... Ama Berlin'de değil tüm Dünya'da yalnızım... Küçükten beri...''
-''Ben de yalnızım dedi...'' dedi.
-Bu sefer benim ellerimi kendi avuçlarının içine alarak: ''Boğulacak kadar yalnızım...'' diye devam etti, ''hasta bir köpek kadar yalnız... ''
2- Bu yaşıma kadar mevcudiyetinden bile haberim olmayan bir insanın vücudu birdenbire benim için nasıl bir ihtiyaç olabilirdi? Fakat bu hep böyle değil midir? Bir çok şeylere ihtiyacımızı ancak onları görüp tanıdıktan sonra keşfetmez miyiz?
3- ... Bir insan diğer bir insana bazen hayata bağlandığından daha kuvvetli bağlarla sarılabilirmiş. Gene bu akşam anladım ki, onu kaybettikten sonra, ben dünyada ancak kof bir ceviz tanesi gibi yuvarlanıp sürüklenebilirim.
Kitabın Yazarı: Sabahattin Ali
Türü: Edebiyat / Roman
İlk Yayınlanma Tarihi :1943 - Remzi Kitabevi
Yayınevi : Yapı Kredi Yayınları
Basım Yılı: Nisan 2018
Evet, geldik son zamanların en popüler kitaplarından biri olan Kürk Mantolu Madonna'yı incelemeye. Bir kaç kitapla birlikte bu kitabı da aldım ve aralarında en son okumayı planladığım kitap oldu nitekim en son da bu kitabı okudum. Kitabın bu kadar beğenilmesinden dolayı sona bırakmayı tercih ettim. Edebiyat okumaya da yeni başladığım için kitabın anlattığı meseleyi oldu bittiye getirmek istemedim.
Öncelikle bahsedildiği kadar güzel ve popüler olması boşuna değilmiş. Kitap, çevirmen olarak çalışan Raif Efendi etrafında şekilleniyor. İlk sayfalarda Raif Efendiyi toplumun dışlamış olduğunu düşünebiliriz ancak sayfalar ilerledikçe Raif Efendinin kendisinin, yaşadıklarının buna neden olduğunu anlıyoruz. Gerçi hayat hikayesini anlattığı kısımlardan da anladığımız gibi aslında kendisinin gençliğinden beri sakin, mütevazi, dünyadan uzak, herkesten farklı bir insan olarak yansıttığı ortada. Ancak bu sakinlik ve mütevazilik onda böyle birisi olduğu için beklentiye girmemiş bir hal kazandırıyor. Kendi halinde ve tek başına bir insan olarak sadece hayatının sonlanmasını bekleyen biri gibi görevlerini eksiksiz ve gerektiği gibi yerine getiriyor. Ancak iş arkadaşlarından birinin hayatına girmesi ve kendisinin artık ölüme yaklaştığını hissettiğinden olsa gerek tuttuğu defterden hayatının asıl anlam kazanan olayını ve Maria Puder'i öğreniyoruz.
Raif Efendinin cansız bir portreye karşı bu kadar duygu hissetmesi ve o kişinin gerçek olmasını hayal etmesi aslında ne kadar yalnız olduğunu ve kendisini kimseye anlatamadığını veya anlamadıklarını hissettiriyor. Portredeki kişiye o kadar bağlanmışken gerçeğini bile ilk başta fark etmemesi ise Raif Efendinin temiz sevgisinin bir kanıtı gibi.
Ve gerçek kişi Maria Puder, hayatta kimsenin karşılıksız sevgi beslemeyeceğine o kadar inanmış bir kişi olarak Raif Efendinin sevgisinin gerçekliğine inanmıyor. Ancak bir arada geçirdikleri aylar içinde büyük bir dirençle sevgiyi kabullenmese de hastalığından sonra Raif Efendinin o masum ve temiz sevgisinin, aşkının gerçekliğine inanıyor. Daha sonra Raif Efendinin ülkesinde döndükten sonra hep kendisini de yanına çağırmasını beklerken hayatı sona eriyor. Yıllar boyunca Maria'dan haber alamayan Raif Efendi hayatına devam ediyor. Evleniyor, çocukları oluyor.
Raif Efendi mütevazi kişiliği ve samimi aşkı ile iyi bir insan. Ancak hala Maria Puderi severken yeni bir evlilik yapması ve hayattan tamamen kendini soyutlaması eleştirilmesi gereken bir durum. En azından yıllar geçse de hala Maria Puder'e olan aşkını ölümüne kadar hissederken evdeki diğer insanlara ve özellikle eşine karşı bulunduğu durum sorgulanmalıdır. Özellikle kayınbiraderleri ve diğer insanların umarsız davranışları yanlıştır.
ALINTILAR
1 - ''Berlin'de yalnızsınız değil mi?'' dedi.-''Ne gibi?''
-''Yani... Yalnız işte... Kimsesiz... Ruhen yalnız... Nasıl söyleyeyim... Öyle bir haliniz var ki...''
-''Anlıyorum, anlıyorum... Tamamen yalnızım... Ama Berlin'de değil tüm Dünya'da yalnızım... Küçükten beri...''
-''Ben de yalnızım dedi...'' dedi.
-Bu sefer benim ellerimi kendi avuçlarının içine alarak: ''Boğulacak kadar yalnızım...'' diye devam etti, ''hasta bir köpek kadar yalnız... ''
2- Bu yaşıma kadar mevcudiyetinden bile haberim olmayan bir insanın vücudu birdenbire benim için nasıl bir ihtiyaç olabilirdi? Fakat bu hep böyle değil midir? Bir çok şeylere ihtiyacımızı ancak onları görüp tanıdıktan sonra keşfetmez miyiz?
3- ... Bir insan diğer bir insana bazen hayata bağlandığından daha kuvvetli bağlarla sarılabilirmiş. Gene bu akşam anladım ki, onu kaybettikten sonra, ben dünyada ancak kof bir ceviz tanesi gibi yuvarlanıp sürüklenebilirim.
Yorumlar
Yorum Gönder