İŞ
SÖZLEŞMELERİNİN SONA ERMESİ
İş sözleşmeleri ölüm, ikale, fesih ve belirli süreli ise
sürenin dolması ile sona erebilir.
A.
ÖLÜM İLE SONA ERME
1.
İş sözleşmelerinin kişisel bir ilişki
kurmasından dolayı işçinin ölümü ile iş sözleşmesi sona erer.
2.
İşverenin ölümünde ise iş sözleşmesini
kesinlikle sona ermesi gibi bir durum söz konusu olmaz.
3.
İş sözleşmesi işverenin kişiliği dikkate
alınarak yapılmışsa o zaman işverenin ölümü ile iş sözleşmesinin sona ereceği
kabul edilebilir. Ancak böyle bir durum yoksa bu durumda işverenin mirasçıları,
iş sözleşmesinden doğan borçları yerine getirir. İş ilişkisinin devri hükümleri
kıyasen uygulanır.
B.
TARAFLARIN ANLAŞMASI – İKALE
1.
Taraflar diledikleri gibi sözleşme yapabileceği
gibi yine diledikleri zaman iş sözleşmesini sona erdirebilirler.
2.
Belirsiz süreli iş sözleşmeleri de bildirimde
bulunmadan anlaşma ile sona erdirilebilir.
3.
Taraflar arasında yapılan, sona erdirme amacı
taşıyan bu sözleşmeye ikale-bozma sözleşmesi denir.
4.
İkale sözleşmesi zımni veya açık olarak yapılabilir.
5.
İkale sözleşmesi bir fesih niteliği taşımadığı
için iş sözleşmesinin feshine ilişkin sonuçlar ikale için geçerli olmaz.
6.
İkale sözleşmesinden sonra işe iade davası da
açılamayacaktır.
7.
İkale sözleşme niteliği itibariyle Borçlar
Kanunu hükümlerine tabidir. Bundan dolayı TBK’da yer alan sözleşme özgürlüğüne
ve sınırlarına dikkat edilecektir.
8.
İkalede dikkat edilmesi gereken geçerlilik
denetimleri bulunmaktadır.
9.
İkalede öncelikle irade fesadı denetimine dikkat
edilir. İrade fesadı denetiminde öncelikle, ikalenin serbestçe yapılması ve
işverenin ikale ile ilgili işçiyi bilgilendirmesi, işçinin iradesinin irade
sakatlıklarına uğramamış olması aranır.
10.
İkalenin yorumunda ise yine iş hukukunda olduğu
gibi işçi yararına yorum ilkesinden yararlanılır.
11.
Makul yarar denetiminde ise taraflar arasındaki
menfaat dengesi gözetilmesi söz konusudur. İkale teklifi işverenden geliyorsa
zayıf taraf olan işçinin ikaleden yarar sağlaması gerekir. İşçiye kanuni
tazminatlar ve ek menfaatler sağlanması makul yarar olarak kabul edilebilir.
12.
İkale talebi işçiden gelmişse, kanuni
tazminatlar ve alacaklar yeterli makul yarar olarak kabul edilebilir.
13.
Makul yarar denetimi sonucunda ikale hukuka
uygun olduğu kabul edilebilir veya işverenin feshine ilişkin hükümlere
gidilebilir.
14.
İkale ile işverenin feshi bakımından bazı
farklılıklarda mevcuttur.
15.
İkalede işsizlik ödeneğinden, işverende kıdem
tazminatı için öngörülen gelir vergisi muafiyetinden yararlanamaz. İşverenin
feshinde ise feshe bağlı sonuçlar doğmaktadır.
16.
Sulh sözleşmesi ile ikale arasında ise sona erme
bakımından yine fark vardır. Sulh sözleşmesinde fesih bildirimi ile sözleşme
sona ererken, ikalede taraflar iş sözleşmesine anlaşarak son verirler.
17.
İş sözleşmesinin sona ermesinde sulh
sözleşmesine başvurulamayacağı YARGITAY tarafından kabul edilmektedir.
C.
SÜRENİN DOLMASI
1.
Kendine
özgü bir sona erme sebebidir.
2.
Sadece
belirli süreli iş sözleşmeleri için uygulanabilir. Belirli iş sözleşmeleri
belirlenen sürenin bitimi ile sözleşme sona erer.
3.
Belirli
bir tarih veya zaman dilimi şeklinde süre belirlenebilir ve süre öngörmemekle
birlikte işin mahiyetinden olayı sınırlı sürede kabul edilir. Sonuç olarak
bildirime ihtiyaç olmaksızın sözleşme sürenin bitimiyle kendiliğinden sona
erer.
4.
Sürenin
dolmasına rağmen işçi ve işveren iş ilişkisini devam ettirdiği takdirde iş
sözleşmesi belirsiz süreli olarak devam eder. Örtülü olarak sözleşmenin devam
ettiği kabul edilir. Susma şeklinde gerçekleşen bu yenileme objektif ve esaslı
nedene dayanmalıdır. Bu tip bir nedene dayanmayan yenilemeler devamlılık
kazanırsa birbirini izleyen belirli iş sözleşmesi söz konusu olur.
5.
Ayrı
ayrı belirli iş sözleşmelerinden değil belirsiz tek bir iş sözleşmesinden
bahsedilebilir. (Zincirleme iş sözleşmesi.) Bu sözleşmenin sona ermesinde ise
feshe ilişkin hüküm ve sonuçlar uygulanır.
6.
Ayrıca,
taraflardan her biri 10 YILDAN uzun süren belirli iş sözleşmesini 10 yıllık
sürenin bitiminden itibaren 6 AYLIK fesih bildirim süresine uyarak sona
erdirebilir.
D.
FESİH İLE SONA ERME
I.
FESİH KAVRAMI
·
İş sözleşmesi işçi veya işveren tarafından tek taraflı irade beyanının
açıklanması ile sona erdirilebilir. Taraflardan birinin sona erdiren irade
beyanına fesih bildirimi denir.
·
Fesih bildirimi, tek taraflı, karşı tarafça öğrenilmesi ile; belirsiz
süreli iş sözleşmelerinde süreli fesih, belirli veya belirsiz iş
sözleşmelerinde ise derhal fesih biçiminde ortaya çıkar.
·
Fesih hakkı bozucu yenilik doğuran bir hak niteliğindedir. Bildirimi
karşı taraf öğrendikten sonra artık fesihten geri dönülemez.
·
Kanun, bildirimin yazılı ve imza karşılığında yapılmasını öngörse de bu
geçerlilik değil ispat şartıdır.
-
Derhal Fesih – Süreli Fesih Ayrımı
·
Derhal fesih, kanunda sayılan sebepler uyarınca iş ilişkisiniz taraflar
açısından çekilmez hale gelmesi halinde başvurulan yoldur. İş ilişkisini
katlanılmaz hale getiren haklı bir sebebin varlığı halinde derhal feshe
başvurulabilir. Aksi takdirde fesih haksız olur.
·
Süreli fesihte ise katlanılmaz hale gelme söz konusu değildir. Ancak
sözleşmeye devam etmeleri taraflardan beklenemez durumdadır. Süreli fesihte
bildirim ile sözleşme sona ermez. Bildirim süresi dolana kadar sözleşmeye
bağlılıkları devam eder.
·
Süreli fesih sadece belirsiz süreli iş sözleşmelerine uygulanabilir. 10
yıldan uzun süreli belirli süreli iş sözleşmeleri dışında belirli süreli iş
sözleşmelerine uygulanmaz.
·
Süreli fesihte iş güvencesine göre ayrıma gidilir. İş güvencesi
kapsamındaki işçilerin sözleşmesi feshedilirken geçerli neden gösterme
zorunluluğu vardır.
-
İş Güvencesi Kavramı
·
Anayasada bulunan çalışma hakkı ile iş güvencesi kavramı ilişkisinden kaynaklanan
hem işçinin feshe karşı korunmasını hem de fesihten sonra ona gelir güvencesi
sağlanmasını ifade eder.
·
Sosyal devlet ilkesi gereği, iş hukukunda düzenleme yapılırken bir
tarafta kamu düzeninin diğer tarafta ise işçinin korunması gözetilmeli ve iş
güvencesi sağlanmaya çalışılmaktadır.
·
İş güvencesi çok ileri düzeyde olması işçiyi korur ancak ekonominin
işleyişi, üretim ve maliyetin artması gibi nedenlerle önlemlerin
uygulanabilmesini zorlaştırır.
·
İş güvencesinin zayıflığı ise işçilerin durumunu zorlaştırır ve devletin
sosyal devlet olma niteliğinin sorgulanmasına neden olur. Dolayısıyla dengeli
düzenlemeler yapılmalıdır.
·
İş güvencesi işçinin işinin güvence altına alınmasıdır. İşverenin keyfi
biçimde işçinin işine son vermesinin önüne geçer.
·
İş güvencesini sağlamaya yönelik önlemler alınabilir. Bunlardan bir kısmı
feshi zorlaştırırken bir kısmı da işverenin sözleşmeyi sonlandırması halinde
yaptırımlarla karşılaşmasıdır.
·
İş güvencesinden İş Kanunu ve Basın İş Kanunu ile çalışan işçiler
yararlanabilir.
II.
SÜRELİ FESİH
1.
SENDİKAL NEDENLE FESHİ
·
İşçiler sendikal sebeple işten çıkarılamaz. Bu kural kanun madde 25/3’te
düzenlenmiştir.
·
İşçinin iş güvencesi kapsamında olması veya olmamasının sendikal sebeple
işten çıkarılmasında etkisi yoktur.
·
Sendikal feshe uğrayan işçinin seçimlik hakları vardır.
·
İşçi isterse işe iade davası açabilecek ve geçersiz feshin sonuçları
burada da hüküm doğurabilecektir.
·
İşçi yeniden işe alınması için başvurmasa bile feshin sendikal nedenden
kaynaklandığının tespiti halinde yine sendikal tazminata hak kazanacaktır.
·
İşçi işe iade davası açmayıp doğrudan sendikal tazminat talebinde de
bulunabilir.
·
Bu durumda verilen karar icrai niteliktedir.
·
Sendikal tazminata hükmedilmesi halinde diğer tazminatlara, işe
başlatmama ve kötüniyet tazminatına hükmedilmez.
·
Sendikal tazminat, işçinin 1 YILLIK ücretinden az olamaz. Hakimin
takdirine bırakılan tazminat miktarında hakim, olayın özellikleri, işçinin
niteliği, kıdemini dikkate alarak daha yüksek tazminata hükmedebilir.
·
Yargıtay bu konuda kıdem süresi;
o 6 ay ile 5 yıl
arasında ise 1 yıllık ücret,
o 5 yıl ile 15 yıl
arasında ise 1 yıl 1 aylık ücret,
o 15 yıldan fazla ise 1
yıl 2 aylık ücrete göre belirlenmesinin hakkaniyete uygun olduğunu
belirtmiştir.
·
Sendikal nedenle fesih iddiasının açıldığı davada fesih nedenini ispat
yükümlülüğü işverendedir. Ancak işverenin belirttiği nedene dayanmadığını iddia
eden işçi, sendikal nedenle fesih gerçekleştiğini ispat etmelidir. İşçi bunu
her türlü delille ispat edebilecektir.
·
Yine Yargıtay bu konuda, sendikal nedenle fesih karinesi teorisi
geliştirmiştir.
·
Feshin sendikal nedene dayandığı hususunun kuşkuya yer vermeyecek şekilde
ispatı zorunludur.
·
Sendikal tazminat götürü niteliktedir ve zararın doğmasına gerek yoktur.
·
Tazminat tutarı sözleşmenin feshedildiği tarihteki brüt temel ücrete göre
hesaplanır.
·
İşveren, işyeri sendika temsilcisinin iş sözleşmesini haklı bir neden
olmadıkça ve nedeni yazılı olarak açık ve kesin bir şekilde belirtmedikçe
feshedemez. Aksi halde temsilci veya sendika, fesih bildiriminin tebliğinden
itibaren 1 AY içinde feshin geçersizliğinin tespitine ilişkin dava
açabilecektir.
·
Temsilcinin işe iadesine karar verilmesi halinde temsilciye, temsilcilik
süresini aşmamak üzere fesih tarihi ile kararın kesinleşme tarihi arasındaki
boşta geçen süre ücreti ve diğer hakları ödenir.
·
Temsilci işe iade kararı sonrası 6 İŞ GÜNÜ içinde işe başlamak için
başvurabilir. İşe başlatılmayan temsilcinin iş ilişkisinin devam ettiği kabul
edilir ve ücret ve diğer hakları temsilcilik süresi boyunca ödenmeye devam
eder.
·
Temsilci dilerse işe iade davası açmayıp direk sendika tazminat talep
eden davayı da açabilir. Ancak karma taleple bir dava açamaz. -Yargıtay-
2.
İŞ GÜVENCESİ KAPSAMINDA FESİH
a. İş Güvencesi Kapsamı
i.
İş
hukukuna özgü bir fesihtir. Taraflardan birinin bildirimde bulunmasıyla
sözleşme bildirim anında sona ermez. Sözleşme belirli bir süre daha
geçerliliğini korur.
ii.
İş
güvencesi hükümleri işverenin feshi dışında bir nedenle sona ermişse veya işçi
tarafından süreli veya derhal fesih yolu ile feshedilmişse uygulanmaz.
iii.
İş
güvencesinden yararlanacak işçiler için kanunda bazı koşulların varlığı
belirtilmiştir.
iv.
Kıdem Koşulu: İş güvencesi kapsamına girebilmek için aranan ilk şart işçinin işyerinde
en az 6 AYLIK kıdeminin olmasıdır.
o Aynı işverene ait değişik işyerlerinde
yapılan çalışmalarda süreye dahil edilir. Aralıklarla çalışma durumunda da
toplam süre 6 ayı aşıyorsa işçi güvenceden yararlanabilir.
o Süre hesaplanırken işçinin işe başladığı
tarih ile feshi bildiriminde bulunduğu tarih dikkate alınmalıdır. Çalışma
süresinden sayılan hallerde yine dahil edilecektir. Zincirleme ve kısmi süreli
iş sözleşmelerinde de işçi 6 ayı aşan sürece çalışmışsa iş güvencesi varlığı
kabul edilmelidir. Deneme süresi ve hastalık nedeniyle mazeretli günlerde süreye
dahil edilmelidir.
o Bu hükümler kanunda nispi emredici hükümdür.
Dolayısıyla taraflar kıdem koşulu süresi indirilebilir hatta tamamen
kaldırılabilir.
v.
Otuz İşçi Koşulu: İş güvencesi kapsamına girmenin bir diğer koşulu da işyerinde 30 işçi
çalıştırılmasıdır.
o Tarım
işlerinde bu sayı İşverenin aynı iş kolunda birden fazla işyerinin bulunması
halinde, bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısı dikkate alınır.
o İşçilerin kısmi süreli, belirli veya belirsiz
süreli çalışması işçi olarak sayılmalarına engel değildir. Ancak geçici olarak
çalıştırılan ve alt işverenin işçileri bu kapsamda sayılmazlar.
o Alt işveren muvazaalı olarak iş yapıyorsa,
alt işverenin işçileri asıl işverenin işçisi sayılacak ve hesaba dahil
olacaktır.
o Bu hükümde Yargıtay tarafından nispi emredici
olarak kabul görmektedir. Dolayısıyla bu koşuldaki işçi sayısı aşağı
çekilebilir hatta tamamen kaldırılabilir. Bu durum toplu iş sözleşmesi
özerkliğinin bir sonucudur.
o İşverenin yurt dışındaki işçilerinin bu
hesaba dahil edilip edilmeyeceği tartışmalıdır. Yargıtay, işçi Türkiye’de görev
yapıyor ve feshin Türkiye’de uygulanması koşuluyla dahil edeceği görüşüne
katılmaktadır. Farklı tüzel kişilere ait işçiler aynı gruba dahil olsalar bile
ayrı ayrı hesaba katılırlar.
vi.
Belli İşveren Vekillerin Olmama: İşletmenin bütününü sevk ve idare eden
yetkili işveren vekilleri ile yardımcıları ve işyerinin bütününü sevk ve idare
eden ve işe alma, işten çıkarma yetkisi bulunan vekiller iş güvencesi kapsamına
dahil değildir.
vii.
Belirsiz Süreli İş Sözleşmesiyle Çalışma
Koşulu: Belirsiz süreli iş
sözleşmesi ile çalışan işçiler ancak iş güvencesi kapsamına dahil edilebilir.
b. Feshin Uygulanması:
1.
Fesih,
tek taraflı ve ulaşması gereken bir irade beyanıdır. Amaç bildirim ile karşı
tarafı bilgilendirmek, olumsuzluklarla karşı karşıya kalmamasını sağlamaktır.
İş güvencesi kapsamında iş sözleşmesinin feshi hainde işveren geçerli bir sebebe
dayanmak zorundadır.
2. Bildirim Süreleri:
o Sözleşmenin sona ermesi için bildirim
tarihinden başlamak üzere;
§ İşi 6 aydan az süren işçiler için 2 Haftanın,
§ İşi 6 ay ila bir buçuk yıl arasında süren
işçiler için 4 haftanın,
§ İşi bir buçuk yıl ila 3 yıl arasında sürmüş
işçiler için 6 haftanın,
§ İşi 3 yıldan fazla sürmüş işçiler için 8
haftanın geçmesi gerekir.
o Süreler nispi emredicidir. Dolayısıyla iş
sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesi ile süreler her zaman arttırılabilir.
o Kanundaki süreler asgari sürelerdir.
o Bildirim süresinden itibaren sözleşmenin son
bulmasına kadarki zamanda taraflar birbirlerine karşı borçlarını eksiksiz
yerine getirmekle yükümlüdür.
o Bildirim süresi içinde haklı nedenle fesih
sebebi ortaya çıkarsa derhal fesih yoluna gidilebilir.
o Bildirim süresi işçinin kıdemine de dahildir.
3. Yeni İş Arama İzni:
o Bildirim süreleri içince işveren işçisine iş
arama izni vermekle yükümlüdür.
o İşçi süreli fesih yoluna gitmiş olsa da bu
hak kullandırtılmalıdır.
o İznin süresi her iş günü içinde en az 2
saattir. Bu izin toplu olarak bildirim süresinin sonunda işverene bilgi vererek
kullanılabilir.
o İşçi bu hakkından peşinen vazgeçmesi
geçersizdir. İzin işveren tarafından kullandırtılmazsa işçi için derhal feshi
nedeni sayılabilir.
o İşçi zaten iş bulmuşsa bu izin kullanılmaz.
Ancak işçi kötü niyetle iş bulmadığını ileri sürerek izin kullanırsa bu durumda
da işveren için sadakat borcuna aykırı davranıldığı için derhal feshe
gidilebilir.
o İşveren işçiyi iş arama izninde çalıştırırsa,
işçi izin süresinde çalışmadan alacağı ürete ek olarak işverenin çalıştırdığı
sürenin ücretini de %100 zamlı olarak alır.
4. Feshi Geçerli Sebebe Dayandırma:
o İşveren, fesih için geçerli bir sebep
gösterme yükümlülüğü altındadır. Fesih, gösterdiği geçerli sebebe dayanmalı ve
bunu işçiye yazılı olarak bildirmelidir.
o Geçerli sebebi ileri sürme yükümlülüğü
işverende olduğu için ispat yükü de onun üzerindedir. İşçi başka bir sebepten
olduğunu ileri sürüyorsa bu sefer işçi bu sebebi ispat etmelidir.
o İş ilişkisinin sürdürülmesinin işverence
önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda feshin geçerli sebebe
dayandığı kabul edilir.
o Geçerli sebep, işçinin iş görme borcunu,
kendisinden veya işyerinden kaynaklanan nedenlerle önemli ölçüde olumsuz
etkilenmesidir.
o Geçerli sebep, kanunda belirtilen derhal
fesih için öngörülen sebepler kadar ağır olmamakla birlikte, yine de taraflar
arasında iş ilişkisinin devamının ciddi bir biçimde olumsuz etkiler.
o İlişkiyi ağır zedeleyen, çekilmez kılan
sebepler haklı sebep, bu kadar ağır olmamakla birlikte ilişkinin devamını zorlaştıran
sebepler ise geçerli sebeptir.
o Geçerli sebepler işçiden kaynaklanabilir veya
işletme, işyeri, işin gereğinden kaynaklanabilir.
o A)İşçiden
Kaynaklanan:
§ İşçinin yetersizliğinden kaynaklanan, işçinin iş görme edimini sürekli ve uzun bir
süre için gereği gibi yerine getirme yetisinden yoksun duruma düşmesi halinde yetersizlik
söz konusu olabilir.
§ Örneğin verimsiz çalışma, işe yoğunlaşmama, düşük
performans, işe yatkın olmama, öğrenme ve kendini yetiştiremem, sık sık
hastalanma, iş yapmasını devamlı olarak engelleyen hastalık, uyum zorluğu.
§ İşçinin Davranışından Kaynaklanan, işverene zarar vermek, işverene karşı
kışkırtma, rahatsızlık derecesinde borç para isteme, iş akışını ve ortamını
olumsuz etkileme, sık sık geç gelme, işini aksatan uzun konuşmalar, işini
uyarılara rağmen eksik yetersiz yapmak, işverenin güvenini sarsma, sigara
yasağını delme, göz altına alınma, tutuklanma, ehliyetine el konulma, ücretine
haciz konulması … vs.
§ Bu sebepler ancak işyerinde olumsuzluklara
neden olursa geçerli sebep olarak fesih sebebi olabilirler.
o B)İşletme,
İşyeri, İşin Gereğinden Kaynaklanan: İşyerinin içinden ve dışından kaynaklanan sebepler olarak ortaya çıkabilir.
Sürüm ve satışın azalması, talep ve sipariş azlığı, enerji sıkıntısı, ham madde
sıkıntısı, ekonomik kriz, piyasa durgunluğu, dış pazar kaybı, bazı bölümlerin
kapatılması, yeni çalışma yöntemlerine geçmek, işyerinin daraltılması, yeni
teknoloji kullanmak gibi nedenlerle işin sürdürülmesinin olanaksız hale
gelmesi.
§ Norm kadro uygulaması ile işverence objektif
uygulamaya gidilmesi sebebiyle gerçekleştirilen fesih geçerli sebebe dayanır. –
Yargıtay - Alt işveren ilişkisini ve işyerini etkileyen objektif nedenlerle
işgücü fazlasının işten çıkarılmasına dayanan fesih geçerli sebebe dayanır.
§ Yargıtay işyerinden kaynaklanan fesihlerde
öncelikle fesih kararının işletmesel bir karara dayanmasını aramaktadır.
İşveren feshin tutarlı ve kaçınılmaz olduğunu ispatlamalı, keyfi davranmamalı,
dürüst olmalı ve feshin zorunlu olduğunu ispatlamalıdır.
o C)Feshin
Son Çare Olması İlkesi-Ultima Ratio:
§ Toplu iş hukukunda barışçı çözüm yollarına
gidilmeden greve başvurulmaması olarak kendini gösteren ilke bireysel iş hukukunda
da kabul görmektedir.
§ İşveren geçerli bir sebep olsa bile son çare
olarak feshe başvurmalıdır. Fesihten önce işçinin işinin korunması ve işverenin
makul önlemleri alması ancak bütün bunlara rağmen çözülemiyorsa feshe gitmesi
gerekir.
§ Fesihten kaçınma olanağının varlığı söz
konusu ise feshin geçerli bir nedene dayanmadığı kabul edilir. Son çare
sayılmayan fesihler geçersizdir.
o D)Feshe
Uğrayacak İşçinin Belirlenmesi:
§ Avrupa hukukunda Sosyal Seçim ile işçiler
kıdemleri, zayıf olanın korunması gibi kriterler ile çıkarılacak işçiler
seçilir.
§ Türk hukukunda ise yakın zamana kadar kanunda
yer almasa da Yargıtay çoğunlukla sosyal seçim nitelikleri ile karar vermiştir.
§ Yakın zamanda ise objektif kriterlere göre
karar vermektedir. Feshe giden işverenin tutarlı olup olmadığı, keyfi hareket
edip etmediği, iyi niyet kurallarına uyup uymadığı dikkat edilir.
5. Feshe Dayanak Oluşturmayacak Sebepler:
· Özellikle aşağıdaki hususlar fesih için
geçerli bir sebep oluşturmaz:
o Sendika üyeliği veya çalışma saatleri dışında
veya işverenin rızası ile çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlere
katılmak.
o İşyeri sendika temsilciliği yapmak.
o Mevzuattan veya sözleşmeden doğan haklarını
takip veya yükümlülüklerini yerine getirmek için işveren aleyhine idari veya
adli makamlara başvurmak veya bu hususta başlatılmış sürece katılmak.
o Irk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile
yükümlülükleri, hamilelik, doğum, din, siyasi görüş ve benzeri nedenler.
o İş Kanunun 74. maddede öngörülen ve kadın
işçilerin çalıştırılmasının yasak olduğu sürelerde işe gelmemek.
o Hastalık veya kaza nedeniyle 25 inci maddenin
(I) numaralı bendinin (b) alt bendinde öngörülen bekleme süresinde işe geçici
devamsızlık.
· Taraflar anlaşarak fesih nedeni
oluşturmayacak halleri arttırabilir.
6. Fesih Bildiriminde Usul
· Geçerli sebebin öğrenilmesinden itibaren
süreli fesih için herhangi bir süre koşulu öngörülmemiştir. Ancak feshin makul
sürede uygulanması yerindedir.
· Makul sürenin belirlenmesinde, fiilin
ağırlığı, somut olayın özellikleri, araştırma ve savunma için gereken süreler
değerlendirilir.
· Fesih bildiriminde usul, yazılı bildirim,
bildirimin açık ve kesin olması ve işçinin savunmasının alınması olarak
sıralanabilir.
· Öğretide ayrıca işçinin yetersizlik ve
davranışlarına dayalı süreli fesihlerde, feshe gitmeden önce işçinin
uyarılması, ihtarda bulunulması gerektiği kabul edilmektedir.
· Yargıtay’a göre işverenin uyarı amacıyla
söylediği sözler fesih bildirimi olarak kabul edilmez.
o Yazılı
Bildirim
· İşveren geçerli sebebe dayanan fesih
bildirimini yazılı yapmalı ve fesih sebebini açık ve kesin şekilde
belirtmelidir.
· İşveren feshe dayanak olarak gösterdiği
sebeplerle bağlıdır ve daha sonra bu sebebi değiştiremez.
· İşveren fesih bildiriminde sürelere uymalı ve
ücretini peşin ödemelidir.
· Yazılı bildirimde aranan şekil şartı adi
yazılı şekil şartıdır ve ispat şartı niteliğindedir.
· Bildirim işçinin kendisine yapılmalıdır. İşçi
teslim alamazsa bu durum tutanağa geçirilir.
o Savunma
· Fesih sebebi işçinin davranışları veya
yetersizliğine dayanıyorsa, fesih için işçinin yazılı savunmasının da alınması
gerekir. Özel halin bulunması hariç diğer durumlarda yazılı savunma alınması
zorunludur.
· Yazılı savunma alınmadan yapılan fesih,
geçerli sebebe dayansa dahi geçersiz feshin sonuçlarını doğurur.
· Savunma fesihten önce alınmalıdır. Bildirim
süresi içinde veya fesihten sonra alınan savunma feshi geçersiz kılar.
· Savunma için işçiye makul süre tanınmalı ve
savunmadan önce işçiye gerekli bilgi verilmelidir.
7. Fesih Bildirimine İtiraz
· Arabulucuya başvurulması dava açmak için
öngörülen dava şartlarındandır. Davacı anlaşmaya varılmadığına dair tutanağı
dava dilekçesine eklemek zorundadır. Aksi takdirde mahkeme 1 HAFTALIK KESİN
SÜRE verir ve mahkemeye sunulmasını ister. İstek yerine getirilmezse dava
usulden reddedilir.
· Arabulucu başvuruyu 3 HAFTA içinde
sonuçlandırır. Bu süre en fazla bir hafta uzatılabilir.
· Arabulucuda anlaşma sağlanamazsa son
tutanakla birlikte 15 gün içinde dava açılmalıdır.
· Dava, davalının yerleşim yeri veya işyerinin
bulunduğu yer mahkemesine açılabilir. Dava tespit davası niteliğindedir. İş
mahkemesinde dava ivedilikle görülür.
· İşçinin davayı kaybetmesi, davanın reddi
halinde feshin geçerli sebebe dayandığı kabul edilir.
· Davanın kabulünde ise feshin geçersiz olduğu
kabul edilir, işçi davayı kazanır.
· Her iki karara karşıda istinafa gidilebilir.
İstinafa gidilmeden karar kesinleşirse feshin geçerliliği yönündeki karar
bakımından işçi kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanabilir ancak işe iadesi söz
konusu değildir.
· İstinafa gidilmez ve feshin geçersiz olduğu
yönündeki karar kesinleşirse işçi 10 İŞ GÜNÜ içinde işverene işe iade talebiyle
başvurabilir. İşveren başvuru üzerinde 1 AY içinde işe başlatmalıdır.
· İşe iade talebi sonrası işveren işçiyi işe
almazsa, işçiye boşta geçen süre ücreti öder (en fazla 4 aylık) ve iade
tazminatı öder. Bu alacaklar için dava tarihindeki ücret esas alınır. Bununla
birlikte işçi kıdem ve ihbar tazminatını hak etmişse bu da ödenmelidir.
Tazminatlar işverenin başvuruyu reddettiği tarihteki ücret düzeyidir.
· İşveren başvuru sonucu işçiyi işe başlatırsa
iş sözleşmesi hiç kopmamış gibi devam eder. İşçiye boşta geçen süre ücreti
olarak en çok 4 aylık ücret ödenir.
8. Geçersiz Fesih
· Durum
1: Feshe maruz kalan işçi
fesih sebebinin geçerli olduğunu kabul edebilir. Bu durumda yargı yoluna
başvurmaz veya süreleri kaçırmış olabilir. İş sözleşmesi geçerli bir sebeple
feshedilmiş sayılır ve feshin tüm sonuçları doğar.
· Durum
2: Feshe maruz kalan işçi,
fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 AY içinde iş mahkemesine dava
açabilir. Dava üzerine ilk derece 2 ay içinde, istinafta ise 1 ay içinde kesin
karar verilir.
o Yargılama sonucunda feshin geçerli sebebe
dayandığı kabul edilirse feshin tüm sonuçları yine doğar.
o Feshin geçersiz olduğu sonucuna bağlanırsa
işçi ve işveren bakımından işe iade durumu dikkate alınır.
· İşçinin Davranışı:
o İşçi feshin geçersizliğinin tespiti kararının
tebliğinden itibaren 10 GÜN içinde işe başlamak için işverene başvurmalıdır.
Süre hak düşürücüdür. Hakim süreyi kendiliğinden dikkate alır.
o İşçi süre içinde başvurmazsa fesih geçerli
hale gelir ve feshin sonuçları doğar.
· İşverenin Davranışı:
o İşveren başvuru üzerine 1 AY içinde işçiyi
işe başlatmakla yükümlüdür. İşçi süre içinde işe başlatılırsa iş sözleşmesi bir
kesilme olmadan devam eder.
o İşveren işçiyi işe başlatmazsa, işverenin
kabul etmeme beyanı ile sözleşme kesin olarak sona erer. Sona erme tarihi
işçinin işe başlatılmayacağının bildirildiği tarihtir. İşveren bildirim yapmazsa
fesih tarihi 1 aylık sürenin dolduğu tarihtir.
o İşveren, işçiyi süresinde işe başlatmazsa en
az 4 AY en çok 8 AYLIK ücreti tutarında işe başlatmama tazminatı ödemek zorunda
kalır. Tazminat miktarını da mahkeme verir.
o Tazminattan ayrı olarak işçiye mahkeme
kararının kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için, en çok 4 AY kadar
doğmuş ücret ve diğer hakları ödenir.
o Tazminat ile boşta geçen sürenin
miktarını(süre olarak) talep olmasa dahi mahkeme belirlemelidir. Mahkemenin
hükmü tespit niteliğinde olacağı için işçi, alacakları için yeni bir alacak
davası açmalıdır. Bu davada kıdem ve ihbar tazminatları da talep edilebilir.
o Geçersiz feshin tazminat hükümleri, boşta
geçen için öngörülen ücret ve bildirim sürelerinin ücretlerinin mahsup
edilmesine ilişkin maddeler emredicidir, hiçbir şekilde değiştirilemez. Aksi
yöndeki sözleşme hükümleri geçersizdir.
· İşçinin İşe Başlamaması:
o İşçinin işe başlamaması durumunda geçersiz
feshin geçerli hale geleceği kabul edilmektedir. Bundan dolayı işe iade
tazminatı ve boşta geçen süre ücreti ödenmeyecektir. Koşulları varsa kıdem ve
ihbar tazminatları ödenmelidir. (Yargıtay)
o İşçinin işe başlama konusunda samimi olması
aynı zamanda işvereninde işe başlatma konusunda samimi olması gerekir.
c. Peşin Ödemeyle Süreli Fesih
· Peşin ödemeyle süreli feshi hakkı sadece
işverene tanınmıştır. İşçinin böyle bir hakkı yoktur.
· İşverenin fesih bildirimi bozucu yenilik
doğuran bir hak niteliğindedir.
· Bu durumda fesih bildirimi ile iş sözleşmesi
sona erecek, bildirim sürelerinin sona ermesi beklenmeyecektir.
· Bildirim süreleri de çalışma süresine dahil
edilmeyeceği için kıdeme eklenemez.
· Bildirim süresi içindeki hakların
istenememesine ilişkin iki istisna getirilmiştir (Yargıtay):
o İşverenin feshi kötüye kullanması,
o Toplu iş sözleşmesinde peşin ödeme halinde
dahi bildirim sürelerinde işçinin haklarını kazanacağına dair hükmün
bulunmasıdır.
· Bildirim süresindeki ücretin hesabında, asıl
ücrete ek olarak işçiye sözleşme, toplu iş sözleşmesi veya kanunda doğan para
ve para ile ölçülebilen menfaatler dahil edilir.
· Bildirim sürelerine ait ücretin peşin
ödenmesi iş güvencesi haklarını etkilemez.
Feshin geçerli bir sonuca dayanmadığı veya usul ve şartlara
uyulmadığından dolayı feshin geçersiz olduğunu ileri süren işçi feshin tebliğinden
itibaren 1 AY içinde yine işe iade davası açabilecektir.
d. Usulsüz Fesih ve İhbar Tazminatı
· Fesheden tarafın bildirim sürelerine
uymadığı, işçi için hemen işten ayrılması, işveren için bildirim süresine ait
ücretlerin ödenmemesi gibi durumlar için kanunda düzenleme yer almıştır.
· Bildirim sürelerine ilişkin koşulu yerine
getirmeyen taraf, karşı tarafa bildirim süresine ait ücret tutarında tazminat
(ihbar) ödemelidir.
· İhbar tazminatı işçi veya işveren için söz
konusu olabilir.
· Bildirim süresi ücretinin hiç verilmemesi,
eksik verilmesi veya peşin ödemeye ilişkin ücretin ödenmemesi durumunda ihbar
tazminatına başvurulabilir.
· İhbar tazminatı götürü ve zarar şartına gerek
olmayan kanuni bir tazminattır.
· Usulsüz feshi sebebiyle ihbar tazminatını
aşan bir zarar doğarsa, bu zararın tazmini için genel hükümlere göre dava
açılabilir.
· İşçinin usulsüz feshi halinde bildirim süresi
arttırılsa bile kanundaki süreler dikkate alınır.
· İhbar tazminatının kamu düzenine ilişkin
olduğuna dair Yargıtay görüşü ile doğrudan ihbar tazminatının sözleşme ile
arttırılmasını kabul etmemektedir.
· İhbar tazminatında işçinin giydirilmiş brüt
ücreti esas alınır.
· Giydirilmiş brüt ücret, iş karşılığı ücret ve
süreklilikten doğan parasal ödemelerden oluşur.
· İhbar tazminatı 10 YILLIK zamanaşımı süresine
tabidir. Ölüm halinde hak mirasçılara geçer.
e. Çalışma Şartlarında Esaslı
Değişiklik
· İşveren çalışma koşullarında esaslı
değişikliğe ancak işçiye yazılı bildirimde bulunarak gidebilir.
· Şekil şartına uymadan yapılan ve işçinin 6 İŞ
GÜNÜ içinde yazılı olarak kabul etmediği değişiklik işçi için bağlayıcı olmaz.
· Söz konusu hususlar işçi aleyhine olan
değişiklikler için geçerlidir.
· İşçinin yazılı rıza göstermediği veya
işverenin işçinin yazılı rızasını almadan yaptığı esaslı değişiklikler işçiyi
bağlamaz.
· İşçinin susması değişikliği kabul ettiğini
anlamına gelmez.
· İşçinin, işyerinin işverence değişmesi gibi
kendi fiili ile yeni işyerinde çalışmaya başlaması durumunda değişikliğin kabul
edildiği varsayılacaktır.
· Değişiklik işçi tarafından kabul edilmezse,
işveren değişiklikten vazgeçebilir veya değişikliği kabul etmeyen işçinin iş
sözleşmesini feshedebilir. Fesih halinde
işveren değişikliğin geçerli bir sebebe dayandığını yazılı olarak açıklamalı ve
bildirim süresine uymalıdır.
· İşçi, iyi niyetle belirlenmiş olarak
işverenin, sözleşmede esaslı değişiklik yapma hakkına rıza göstermişse, artık
işveren buna dayanarak esaslı değişiklik yapabilecek ve işçiyi uyacaktır.
· Taraflar anlaşarak çalışma koşullarını
istedikleri gibi değiştirebilir. Bu tür değişiklikler geçmişe etkili olarak
yürürlüğe konulamaz.
3.
İŞ GÜVENCESİ KAPSAMI DIŞINDA SÜRELİ FESİH
·
İş güvencesi kapsamı dışındaki işçilerin belirsiz süreli iş
sözleşmelerinin süreli feshinde işveren bakımından geçerli bir sebep gösterme
zorunluluğu yoktur. Bu işçiler için işe iade süreci de işletilmez.
· İşten çıkarılma ile işçilere ya kıdemlerine
göre bildirim süresi tanınacak ya da bildirim sürelerine ait ücretler peşin
ödenecektir.
· Bildirim sürelerine uymayan yine ihbar
tazminatı ödemek zorundadır.
· Belirsiz süreli iş sözleşmesinin feshinden
önce durum diğer tarafa iletilmelidir. Bildirim ilgiliye yazılı ve imza
karşılığında yapılacaktır. Bu durum
ispat şartı niteliğinde olup geçerliliği etkilemez.
· İş güvencesi kapsamı dışındakiler bakımından
geçersiz fesih söz konusu olmaz. Dolayısıyla güvence kapsamı dışındaki işçilere
yönelik fesih her durumda geçerli olacaktır. Ancak burada da kötü niyetli fesih
ve usulsüz fesih söz konusu olsa da genel itibariyle fesih geçerli kabul
edilecektir.
KÖTÜ NİYETLİ
FESİH
· Geçerli sebep göstermek zorunda olmayan
işveren, feshin kötü niyetli olduğuna dair açılan davada fesih iradesini makul
ve geçerli nedene dayandırmakla yükümlüdür.
· Makul ve meşru bir sebebe dayandıramayan
işveren, iş güvencesi kapsamındaki işçinin kötü niyetli süreli feshi halinde
işçiye ihbar tazminatının üç katı tutarında kötü niyet tazminatı ödeyecektir.
Ancak söz konusu fesih kötü niyetli ama geçerlidir.
· Kötü niyet tazminatı bildirim sürelerine ait
ücretin üç katını ifade eder. Götürü niteliklidir yani işçinin zarara uğraması
koşulu aranmaz.
· Kötü niyet iradesinin, hakkın kötüye
kullanılmasının ölçütü ise objektif iyi niyet kurallarına aykırılık durumudur.
Bu ilkeye göre işveren feshi hakkını kullanırken, kişisel durumdan ayrı olarak,
aynı durum ve koşullar içinde bulunan dürüst, namuslu ve makul bir işveren
nasıl davranacaksa o yönde davranmak zorundadır. -Yargıtay-
· İşvereni SGK’ya şikayet, işveren aleyhine
tanıklık, işçinin hamile kalması veya evlenmesi, zorunlu olmayan fazla
çalışmanın reddi durumlarında işverence yapılan fesihler kötü niyetlidir.
Yorumlar
Yorum Gönder